Bir Margaret Atwood klasiği.

İnsan bu romanı, dünya üzerinde son kalan kişi kendisiymiş gibi okuduğunda içinde büyük bir boşluk hissediyor. Bomboş evlerde yiyecek aramak, ölmüş ev sahiplerinden geriye kalan, gündelik hayatı devam ettirecek eşyaları ‘belki lazım olur’ diye yanına almak, boş caddelerde, parklarda yürümek, kendinden çok farklı bir ‘insan’ türü ile hem yaşamak hem de yaşayamamak, geçmişe kızgınlıkla, azapla dalmak, kendinden ve geçmişin insanlarından hem nefret etmek hem de çaresizce onlara sarılmak yine sarılmak, buna rağmen doğanın kuşların çiçeklerin zamanı devam ettirmesi, zamanın yine de geçmesi.

Çocuk istismarı hakkında gazetelerden okuduğumuz haberleri gerçek (!) hayatımıza taşıyor Atwood bu romanda. Bu anlatması ve okuması zor konuyu bu kadar çarpıcı aktaran bir başka yazar daha bilirim: Maya Angelou, “I know why the caged bird sings”.

Advertisements