William Zinsser’in Altıkırkbeş yayınları’ndan çıkmış kitabı.
Bendeki kopyada maalesef çevirmenin kim olduğu yazılmamış.
Eylül 2014 tarihli bir kitap.

Yazı yazmanın zihinsel olarak imkânsız olduğu Türkiye’nin yakın zamandaki buhranlı bir döneminde buldum bu kitabı. Sözcükler karanlığın içine doğru çekilmiş, kaybolmuşlar.Öyle bir gün, sıklıkla ziyaret ettiğim özel bir üniversitenin kütüphanesinin giriş kapısının önünde bir masa ve üzerinde dergiler, kataloglar vs. durur her zaman. Masadaki bu materyalleri isteyen alsın evine götürsün diye bırakır kütüphane. Bir gün bu masanın üzerinde her zamanki gibi sırf dergiler değil içlerinde bir kitabın da durduğunu farkettim. Şaşırdım. Neden bir kütüphane kitap bırakır ki? Sordum, alabilirsiniz dediler. Kataloglarına baktım belki de bu kitaptan ellerinde çok vardır, o yüzden masaya koymuşlardır diye düşündüm. Hayır, kataloglarında da yok. O zaman iki seçenek aklıma geldi: Bu kitap koleksiyona almaya değecek bir kitap değil veya bu kitabı koleksiyona almamayı gerektirecek zararlı birşeyler yazılı içinde. İlk seçenek olamaz, kitabın üzerinde dünya çapında bir milyondan fazla sattığı söyleniyor. İkinci de, pek olası değil. Sokağa atılmış bir evcil hayvanı tutup eve getirmiş gibi hissettim kendimi.

Kitap; sıkıntılı, stresli bir dönemde yakın bir arkadaşımla sohbet ediyormuşum gibi rahatlatmıştı beni. Sadece stresin sonucu olarak yazamamayı değil, yazamamanın sonucunda gelen stresi de bilen birisi tarafından yazılıyordu bu kitap sanki.

Yazı üslubu ile ilişkili bazı bölümlerinde, kitabın bu Türkçe’ye çevrilmiş halini değil de keşke İngilizce versiyonunu okusaymışsım dedim sadece.

Advertisements